top of page

Yoganın cinsiyet tarihi

Güncelleme tarihi: 22 Tem 2023

Günümüzde kadınların ön planda olduğu yoga dünyasının eski tarihinde aslında sadece erkekler vardı.

Haziran ayında, sekiz ülkenin katılımıyla yoga uygulayıcılarının cinsiyetine dair bir anket çalışması gerçekleştirildi. Avrupalı bazı ülkeler ve ABD’nin yanısıra, Hindistan, Çin ve Kore’yi de içine alan bu anketin sonucuna göre yogayı daha çok kadınlar yapıyor. Yoganın kültürel bir ürün olarak özellikle son 50 yılda dünyaya yayılma şekline bakıldığında, hitap ettiği kitlenin kadınlar olduğunu anlamak zor değil. Yogaya dair reklamların, tüketim pazarının, parodilerin çoğunda kadınlar merkezde. Çevremizde yoga ile ilgilenen kişileri düşündüğümüzde çoğunluğu kadın. Yoganın anavatanı Hindistan’da bile erkekler, yoga uygulamasında kadınlara kıyasla geri planda kalıyor. Günümüzde popülerliğini koruyan yüzlerce yıllık yoga metinlerinde ise öğretiler genellikle erkek fizyolojisine göre ve erkeklere hitaben yazılmış. Peki ne oldu da erkek egemen yoga alanı, kadınların sayıca baskın geldiği bir yoga dünyasına dönüştü?


İLK YOGİLER

Yazılı kaynaklarda felsefi yoganın bahsi, ilk defa 3500 yıl kadar önce geçmiştir. Hint toplumunun hâlâ sahip olduğu keskin sınıf ayrımı o dönemde de mevcuttu. Dinî ve felsefi metinleri okumak, ezberlemek ve sonraki kuşaklara aktarmak ile yükümlü kişiler erkeklerdi. Yoga, bu dönemde bireylerin iç dünyalarının düzenlenmesi için alternatif bir fikir olarak ortaya çıktı. Toplumsal yapıya başkaldıran ilk yogiler, tüm geleneksel uygulamaları yeniden yorumladılar ve ormanlara çekilerek şehir düzeninden uzaklaştılar. Toplumun en üst sınıfından sayılan ve dinî törenleri yöneten grubun otoritesini reddettiler. Münzevi bir hayat yaşamak üzere bekâret yemini ederek aile kurmaktan uzak durdular. Çok nadiren, bu yeni düşünce akımına kadınlar da dahil oldu. Ancak meditasyonun ve yoganın ilk uygulayıcıları erkeklerdi.


HİNT TOPLUMUNDA KADIN

Kadınlara doğrudan hitap eden herhangi bir yoga metnine tarihte rastlanmaz. Kısmen çilecilik uygulamalarıyla yolu kesişen fiziksel yoganın ilk metinleri de kadınları denkleme dahil etmemiştir. Bunun sebebi, doğum yapan veya her ay menstrüasyon yaşayan kadınların toplum içerisinde “kirli” kabul edilmesidir.


Kadına atfedilen bu kirlilik hali ise Hindistan’ın klasik metinlerinde geçen eski bir mitolojik öyküye dayanır. Bu mitosa göre, tanrı İndra, üst kast sınıfından bir brahmanı (din adamı) öldürmüştür ve yaşadığı suçluluk hissi, her ay kadınların regl döngüsü halinde kendini göstermiştir. Erkeklerin cinsellikten uzak durması da benzer şekilde kadın faktörünü devre dışı bırakan bir eylemdir. Cinsel ilişkiye girmeyen erkek, kadınla birlikte gelecek olan kirliliği engellemiş olur. Ahlâki bir anlayış yoktur burada. Benzer şekilde evlilik öncesi bakire olmak da “kadının temizliği” ile ilişkilendirilir. Hatta bu algı tarihte bir adım ileriye taşınmış ve kızların çocuk yaşta evlendirilmesine kadar gelmiştir.


Milattan sonra yaklaşık 600-800 yılları arasında ortaya çıkan tantra akımında ise artık kadınların da ebedî kurtuluşa erişebilme potansiyeli söz konusu olur. Kadın ve erkek arasındaki fizyolojik farklar, manevi kuvvet önünde artık bir engel değildir.


ERKEK FİZYOLOJİSİ İÇİN YOGA

Klasik yoganın Orta Çağ döneminde aldığı şekil, günümüzde uygulanan fiziksel pratiklerin temelini oluşturur. Orta Çağ’a ait yoga metinleri, beden üzerinde azami hakimiyet kurabilmek ve Tanrı katına ulaşabilmek için yönlendirmeler sunmuştur. Kimi uygulamalar, insanüstü yollarla beden işlevlerini tam tersine çevirebilme becerisi kazandırır niteliktedir. Yogi, bu fiziksel hakimiyetle kalp atışlarını ve nefesini neredeyse durduracak kadar yavaşlatabilir, kimi ritüeller sırasında meniyi dışarı atmadan içeriye çekebilir, böylelikle ölümsüzlüğe giden yolları keşfedebilir. Fizik bedene hakim olan yogi, odaklanma ve meditasyon yöntemiyle tanrılarla aşık atabilecek donanıma sahip olur. Bu öğretilerin kesinlikle saklı tutulması, rüştünü ispat etmiş öğrenciye öğretmeni tarafından bizzat aktarılması metinlerde ayrıca şart koşulmuştur.


YOGANIN “FIRST LADY’Sİ” İNDRA DEVİ

1900’lere yaklaştığımızda, modernleşme sürecinde ve Britanya sömürgesi altında bir Hindistan görüyoruz. Bu dönemde bazı toplumsal liderlerin çabasıyla askerî talimler, vücut geliştirme, savaş sanatları ve geleneksel yoga metotları harmanlanmış, Hint gençliğine yeni bir millî kimlik oluşturulmuştur. Modern Yoga’nın babası sayılan yoga üstadı Krishnamacharya, Mysore Kralı’nın sarayda kendisine tahsis ettiği alanlarda bu millî akım içerisinde nice genç yogi yetiştirerek öğretilerin günümüze kadar ulaşmasına yardımcı olmuştur.


Geleneksel öğretme yöntemlerinden vazgeçmek istemeyen üstat Krishnamacharya, bir gün kralın ısrarları üzerine Letonyalı bir aktrisi oldukça gönülsüzce öğrenciliğe kabul eder. Eugenie Peterson adındaki bu kadın, Bollywood’da Indra Devi adıyla tanınan bir oyuncu ve dansçıdır. Krishnamacharya’nın ilk kadın öğrencisi olarak tarihe geçer. ABD’ye yerleştiğinde, üstattan öğrendiği yöntemleri ve Hindistan’da geçirdiği hayatı boyunca tecrübe ettiği nice dinî, felsefi ve manevi tecrübeyle harmanlar. Kendine has şekillendirdiği “yoga”yı, Greta Garbo, Gloria Swanson ve Eva Gabor gibi Hollywood’un önde gelen kadınlarına böyle tanıtır.


Bütün hikaye de işte burada başlar.




4 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Commentaires


bottom of page