top of page

İNTİHARA SÜRÜKLEYEN SAHTE ŞAMAN: CARLOS CASTANEDA

Orta Amerika’nın yerli halklarıyla ilgili akademik merakımı gidermek için Türkiye’deki antropoloji bölümlerini araştırırken, Profesör Jay Courtney Fikes ile tanıştım. Guatemala gözlemlerim kendisini oldukça heyecanlandırdı. Öğrencilik yıllarında o da benzer bir ilgiyle antropoloji alanına geçiş yapmıştı. Uzmanlığı, Meksika’da bulunan Huichol yerlileriydi. Bu yerlilerin şaman törenlerinde kullandıkları kutsal peyote kaktüsü, 1970’leri sarsacak bir dizi olaya sebep olacaktı.


TURİSTİK KIYAMET


2012 yılında ise en popüler konu Maya takvimiydi. Son günü yaklaşan takvimin yanlış yorumlanması sonucu büyük felaketler öngörülmüştü. Kıyametten sağ çıkmak isteyen spiritüel (ve tabii nispeten varlıklı) kesimler, Maya halklarının bugünkü memleketlerinde bulunan muhtelif konaklama yerlerinde erkenden yerlerini ayırttılar. Piramitlere ne kadar yakın, o kadar iyi.


Tabii bu kurtarılacak bölgeler sadece Orta Amerika’da değildi. Şanslıyız (!) ki Türkiye’de de böyle bir nokta vardı: Binlerce insan 2012 yılının sonunda İzmir’in Şirince köyüne akın etti. Bir süredir “kıyamet günü”ne hazırlanan Şirince’de ritüeller ve meditasyonlar yapıldı, dilekler dilendi. Gözyaşları, korku ve umut birbirine karışırken vakit geldi çattı. Ve malum, 21 Aralık 2012’de dünyanın sonu gelmedi.


SÖMÜRGECİ DÜZENİ KORUYAN “NEW AGE” ŞAMANLARI


O dönemler Guatemala’daki Maya halklarının lideri konumunda bulunan “meşhur şaman”, çevreci, hümanist ve birleştirici söylemleri sayesinde herkesin gönlüne taht kurmuştu. İspanyolların kıtaya ayak bastığı 1400’lerin sonundan beri çeşitli şekillerde sömürülen yerli halk, doğanın ve insanların modern yöntemlerle suistimaline artık karşı çıkıyordu. Hakları olan adaleti, refahı ve ten rengi ayrımı yapılmayan siyaseti talep ediyorlardı. Şaman Tata (büyükbaba) ise bu taleplerin resmî sözcüsüydü.


Tata’nın Maya kökenli olmayan gazeteci eşi ise kocasının “New Age” (Yeni Çağ) akımında şekillenen ve 1980’lerden beri süregelen kariyerinin yöneticisi konumdaydı. Oldukça onurlu çağrılarda bulunan Tata’nın, Amerikalı turistlere 50$ karşılığında astroloji okumaları yapmasında bir sakınca görmüyordu, hatta aksine bu alışverişi teşvik ediyordu. Yüzyıllardır sömürülen bir ülkenin ikinci, hatta üçüncü sınıf vatandaşları bir şekilde ekmeğinin peşindeydi. Ama ne uğruna?


SAHTE ŞAMAN NASIL YARATILIR?


Geleneksel şamanlığın Yeni Çağ akımına yem edilmesi yeni bir dolandırıcılık türü değil. Yazdığı kitaplarla 1970’lere damgasını vuran Carlos Castaneda, akademik çevreler de dahil olmak üzere 20. yüzyılın sonlarına doğru oldukça geniş ve küresel bir takipçi kitlesi edinmişti.

Doğan Cüceloğlu’nun eserlerine ait kaynakçalarda bile Castaneda’nın adını görmek mümkün.

Peru asıllı olan Castaneda, 26 yaşında ABD’ye göç etmişti; Kaliforniya Üniversitesinde (UCLA) aldığı antropoloji eğitimi sırasında, sözümona Meksika’da Yaqui (Yaki) yerlileri arasında bazı araştırmalar yapmış ve bunları akademik tez olarak sunmuştu. Tezlerinde anlattığına göre, “Don Juan” (Bay Juan) adında bir Yaqui şamanı, Castaneda’ya el vermiş, kendisine şamanlığın yolunu açmış ve peyote kaktüsünün kutsal bilgilerini aktarmıştı.


KUTSAL BİTKİYİ YOK EDEN TURİSTLER


Kendisini “çırak şaman” olarak tanıtan Castaneda’nın kitapları uzun bir süre çok satanlar listelerinden düşmedi. Binlerce insana Meksika’daki Yaqui yerli kültürünü ve daha da önemlisi peyote kaktüsünü kitaplarında güzellerken, antropolojinin en önemli ve ilk kuralını yıkıp geçmişti: İncelemede bulunduğu halka ve onların değerlerine zarar vermemek.


Peyote kaktüsü Meksika’nın orta, kuzey ve batı bölgelerinde bulunan bir bitki. Farklı etnik grupların mensubu gerçek şamanlar yüzlerce yıldır bu kaktüsü çeşitli amaçlar için kullanırlar: Halkın şifalanması, doğum, evlilik ve ölüm törenleri, kutsal bayramlar, halkın hayrı için alınacak kararlar… Şaman, transa geçmek için öte dünyanın bilgisini taşıdığına inanılan bu bitkiyi özel yöntemlerle hazırlar ve tüketir. Geçmişten günümüze, bu bölgedeki halkların kültürel ve fiziksel varlıklarını sürdürebilmeleri, varlıklarına anlam katabilmeleri peyote törenleriyle mümkün. 1970’lerde ise Castaneda’nın kitapları yüzünden, peyotenin kökü neredeyse kurutuldu.


SPİRİTÜEL ARAYIŞLARA ÇANAK TUTAN AKADEMİ


“Çırak” şamanlığa özenen ve törenlerle tabiri caizse “kafayı bulmak” isteyen Amerikalılar, durumu fırsat bilen tur rehberlerinin önderliğinde Meksika’ya yapılan “şamanik geziler”e katılmaya başladılar. Yerli halkların kendi törenlerinde sınırlı miktarda kullandıkları kutsal peyote, Amerikalı “spiritüel arayışçı”ların tamamen şahsi keyifleri için sınırsızca tüketiliyordu.


Castaneda’nın araştırmadan ziyade kurgu olduğu ortaya çıkan, olmayan bir şamanın, söylemediği öğretilerle birlikte sayfalarca intihal taşıyan kitapları ise Kaliforniya Üniversitesi yayınları tarafından yurt içi ve yurt dışına pazarlanmaya, baskı üzerine baskı yapmaya devam ediyordu.


ÖLÜMLERİN SORUMLULUĞUNU KİM ÜSTLENECEK?


O dönemlerde uyuşturucuyla mücadele eden Kaliforniya’da Castaneda adeta tanrılaştırılmış, özellikle de arayış içindeki genç kadınların spiritüel gurusu haline gelmişti. Sohbetlerinde sıkça intihardan bahsettiği bilinen Castaneda, 1998’de kansere yenik düştü. Müritlerinden üç genç kadın, Castaneda’nın ölümünden kısa bir süre sonra Kaliforniya’nın Ölüm Vadisi’ne doğru intihar yolculuğuna çıktılar. 2006 yılında ise bu çölde sadece birinin kemiklerine ulaşılabildi.


Gülnihal Özdener





25 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page