top of page

Hapishaneler, Afrika ve Sendikalaşma

Birleşmiş Milletler’in 2014 yılında 21 Haziran tarihini Uluslararası Yoga Günü ilan etmesiyle birlikte, Hindistan’ın kültürel mirası artık resmî olarak dünya çapında kabul görüyor.


HAPİSHANELERDE YOGA DERSLERİ

Yoganın uygulama alanı, dünyanın geneline kıyasla Türkiye’de oldukça genç. Ancak yoga, özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde bir asırdan uzun süredir, toplumun birçok kesimini içine almış bulunuyor. Öyle ki, bu ülkelerde artık bireyin sağaltımından öteye geçerek toplumun sağaltımını hedefleyen örgütlenmeleri görmek mümkün. Mesela 2002’de ABD’de başlatılan “Hapishane Yoga Projesi”, hapishanelerdeki mahkumlara travmaya duyarlı yoga uygulamaları sunuyor. Projede yer alan yoga eğitmenlerinin bir kısmının tıp veya psikoloji uzmanlığı bulunuyor. Derslere katılan mahkumların ceza süreleri farklı olsa da projenin amacı her birey için aynı: Cezaevinde geçirdikleri süreçte zihinsel ve fiziksel sağlıklarını yoganın sunduğu yöntemlerle iyileştirmek ve en nihayetinde serbest kaldıklarında hem kendilerine hem de topluma faydalı bireyler haline gelebilmek.


YOGA İÇİN SENDİKA

Büyük Britanya’da yoga eğitmenleri için sendika kuruldu. Yoga eğitmenlerinin maddi ve manevi haklarını korumayı hedefleyen sendika, yoga dünyasında süregelen zorbalık ve istismar sorunlarının kökünü kurutmaya yönelik yasal hizmetler de sunuyor.


Yoganın ana coğrafyası olmayan eski Avrupa sömürgelerinde de yoga yayılımı dikkat çekiyor: 2006’da Kenya’da faaliyete geçen “Afrika Yoga Projesi”, 21 Afrika ülkesinde etki yaratarak bu bölgelerdeki gençlere yoga eğitmenliği yoluyla istihdam sağlamakta. İnsan hakları konusunda zorlu bölgelerden sayılan Afrika kıtasında yine travmaya duyarlı yoga eğitimleri ve dersleri veriyorlar. Aylık belirli bir miktar bağışta bulunarak bir eğitmen adayına sponsor olabilmek mümkün.


TÜRKİYE’DE DURUM NASIL?

Ülkemizde yoganın popülerliği daha yeni yeni demografik yapının katmanları arasında yayılmaya başladı. Tiyatro ve filmlerimizde, dizilerimizde, romanlarımızda yogaya ve yoga dünyasının dinamiklerine son zamanlarda sıkça yer veriliyor. Sportif veya günlük giyim mağazalarında yoga için ayrı reyonlar görebilirsiniz. İstanbul gibi bir metropolün hemen hemen her mahallesinde bir yoga eğitmeni bulabilirsiniz. Pandemiyle birlikte başlayan çevrimiçi ücretsiz dersler ve bağış usulü eğitimler sayesinde, yoga ve meditasyon uygulamalarının yayılımı oldukça hızlandı. Türkiye’de yoga alanında yetkili resmî birim olan Herkes İçin Spor Federasyonu, son birkaç yıldır ülkenin en batısından en doğusuna birçok şehirde yoga eğitmenliği programları açmakta.


Yogayı öğrenmeye yönelik ilgi ve merak oldukça yüksek, ancak öğretme arzının niteliği ve denetim eksikliği risk faktörü oluşturuyor.


YOGA BİRLİKLERİ

Yogaya başlayan bir kişinin, herhangi bir yoga stüdyosuna bağlı bir şekilde eğitmenlik sertifikası edinmesi ve ders vermeye başlaması ortalama 6-9 aylık bir süreye yayılıyor. Federasyondan bağımsız olan bu süre genellikle “Yoga Alliance”ın 200 saatlik temel eğitim standartlarına göre belirleniyor. Kısaca “YA” olarak anılan bu kuruluş, Amerika Birleşik Devletleri’nde bazı eyaletlerde geçerliliği resmî olarak ilan edilmiş bir “Yoga Birliği”. İnternet sitelerinde net bir şekilde belirtilmiş standartları dünya çapında kabul görüyor, ancak bunların niteliğini kontrol eden bir mercii bulunmuyor. Türkiye’de de birçok yoga okulu ve eğitmeni de Yoga Alliance üyesi. ABD’den bağımsız kalmayı tercih edenler genellikle Hindistan’da yer alan birliklere dahil oluyorlar ve standartlarını bunların koyduğu kurallara göre belirliyorlar.


Ancak şöyle bir gerçek var ki, bu birliklere ait sertifikaların Türkiye’de resmî bir bağlayıcılığı veya geçerliliği yok. Yoga salonu açmak isteyenler HİS Federasyonu’nun kapısını çalmak durumunda. Federasyonun verdiği eğitimler iki hafta sürüyor. Bu eğitimlerin bir haftası spor bilimleri alanında teorik bilgiler, ikinci haftası da yoga alanında teori ve uygulama içeriyor. Yoga tecrübesi olan, olmayan, daha önce eğitim almış, almamış herkes aynı eğitime tâbi tutuluyor. Eğitim sonunda sınavlar yapılıyor ve başarılı olanlar “birinci kademe yardımcı yoga eğitmeni” sertifikasına sahip oluyor.


YOGA ÖĞRETMEK BÜYÜK SORUMLULUK

Türkiye’deki düzenlemeler henüz çok genç. Bırakın toplumu değiştirecek büyük yoga projeleri oluşturmayı, henüz eğitmenler tarafından oluşturulmuş bir birlik veya sendika yok. Sertifika için resmî bir kurumumuz var. Ancak eğitim içerikleri çok önemli noktalarda sınıfta kalıyor: Haklar ve etik. Oysa ki hem eğitmenlerin hem de öğrencilerin kendi haklarını bilmeleri ve savunabilmeleri çok önemli. Yoga eğitmenliği büyük sorumluluk isteyen bir pozisyon. Öncelikle insan fizyolojisini iyi tanımak, farklı fiziksel beklentileri olan yoga meraklılarına yardımcı olabilmeyi bilmek, öğrenmek gerekiyor. Çoğu kişi sağlık bulmak, kilo vermek, fit olmak, ter atmak, rahatlamak gibi beklentilerle yoga derslerine katılırken, bir kısım katılımcı ise biraz daha manevi amaçlarla yogaya geliyor.


Özellikle yeni başlayanlar arasında kendisini bir topluluğa ait hissetme ihtiyacından tutun, ruhani tecrübeler yaşama gayesine kadar büyük bir hedef skalası var. Bu noktada öğrenci açısından psikolojik, eğitmen açısından etik riskler söz konusu. Bazı çalışmalar sonrasında sesler, konuşmalar duyduğunu söyleyen bir öğrenciye “harika, demek ki yoga yolunda ilerliyorsun” diyen ya da öğrencisinin bağlılık ve aidiyet duygusunu psikolojik şiddetle sömüren bir eğitmene denetim uygulayacak bir otoritemiz henüz yok. Bu konular çoğunlukla mahkemelere taşınamadığı gibi, taşınsa da adalet pek sağlanmıyor.




2 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


bottom of page