top of page

Ecevit'in hayran olduğu Bengalli devrimci

Hindistan’da her sene manevi öğretmenler yani gurular, büyük törenlerle anılır. Hint takvimine göre Haziran sonu veya Temmuz başındaki dolunayda kutlanan bu bayrama Guru Purnima denir: Karanlığı ortadan kaldıranların dolunayı. Guru, kendisine bağlanan öğrencilerin yegane lideridir. Toplumun her kesiminde ve her sosyal sınıfında öğretmenlerin hürmet gördüğü Hindistan’da “guru” olmak geleneksel bağlamda çok ciddi sorumluluklar taşır. Sosyal devrimci niteliğindeki guruların varlığı Guru Purnima bayramını anlamlı kılarken, bazı guruların dolandırıcılıktan cinsel istismara kadar geniş bir yelpazede suç işlemeleri bugüne gölge düşürür.


GURU PURNİMA NEDEN KUTLANIR

Hindular, Buddhistler ve Cainler, hayatlarındaki en önemli kişi olan manevi öğretmenlerini ve rehberlerini hatırlamak ve onurlandırmak için Guru Purnima bayramını kutlarlar. Guru, kendine tâbî olan öğrencilerine ve müritlerine, fiziksel varoluşun getirdiği çilelerden ve reenkarnasyon döngüsünden kurtulmaları için yol gösterir; yola gölge düşüren karanlığı aydınlatır. Guru Purnima, öğrencilerin minnettarlıklarını ifade etmeleri için bir fırsattır.


Buddhistler bu bayram vesilesiyle kendi liderleri olan Buddha’yı hatırlayarak ona yönelik özel törenler tertip ederler. Yoga geleneğinde Guru Purnima’da anılan figür Şiva’dır, çünkü yoga geleneğini başlatan ve yayan ilk öğretmen kabul edilir. Hindu geleneğinde ise Vedaların (yani Hindu kutsal metinlerinin) ilk derleyicisi olan bilge Vyasa bu bayramın odağıdır. Hindistan dışında Nepal ve Bhutan’da da kutlanan bu bayram, hem dinî bir anlam taşır hem de bu coğrafyada öğretmenlik ve ruhani liderlik mertebesine ne kadar kıymet verildiğini gösterir. İşte bu iki yoğun anlamın bir araya gelmesiyle sorunlar başlar.


SORGUSUZ TESLİMİYETİN FATURASI

Guru, bazı geleneklere göre sıradan bir manevi öğretmenden öte, Tanrının bu dünyadaki tezahürü sayılır. Gurunun kendisine biçilen bu büyük değer, kültürel geleneğin birer parçası olan yoğun hürmet ve hizmetle birleştiğinde inananlar için büyük bir risk unsuru oluşturur. Guruluk vasfı genellikle erkeklere atfedildiği için özellikle kadın müritler veya çocuk yaştaki öğrenciler, cinsel istismara maruz kalır ve mağdur olurlar. Guruya teslimiyet ve itaat, guruyla mürit arasında yakın bir fiziksel mesafe koruma, guruya dokunma veya gurunun müritlere dokunarak manevi bilgiyi aktarması gibi çeşitli durumlar bu mağduriyeti kuvvetlendirir.


YASADIŞI FAALİYETLERE KAPILANLAR

Hindistan’da şöhreti yakalamış gurulardan biri olan Guru Ram Rahim, Dera Sacha Sauda tarikatının lideriydi. Hindu ve Sih inancı mensuplarını kışkırtan ifadeleri ve davranışları sebebiyle müritleri çatışmalara sürüklendi. Kimi iddialara göre 400’den fazla erkek müridini Tanrıya ulaşma vaadiyle hadım olmaya ikna etti, ancak suçlamalar geri çekildi. 2017 yılında, kadın müritlerine tecavüzle suçlandı ve 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu haberi ve tarikatın diğer yasadışı faaliyetlerini takip etmek isteyen bir gazeteci ise vurularak öldürüldü.


Asaram adıyla bilinen bir başka guru, Hindistan’da ve tüm dünyada 40’ın üzerinde okul ve 400’ün üzerinde aşram (inziva yeri) kurmuştu. Şu anda ömür boyu hapis cezasını çekmekte olan guru, sahte belgelerle arazi işgal etmek, yatılı okullarında kalan erkek çocukları kara büyü için kurban etmek ve aşramlarında kalan kız çocuklarına tecavüz etmek gibi çeşitli suçlardan dolayı hüküm giymişti.


GERÇEK BİLGİYİ AKTARAN ÖĞRETMENLER

Kurunun yanında yaş da yanmasın. Hindistan coğrafyası her ne kadar sahtekâr gurulardan yaka silkse de çok kıymetli düşünürlere ve manevi öğretmenlere ev sahipliği yapmış, felsefi öğretileri tüm dünyaya yayılmış bir kültüre sahip.

19. yüzyıla imzasını atan kadın figürlerden Savitribai Phule, gerçek öğretmenlerden ve Guru Purnima’da sıkça anılan isimlerden biri. Phule, Hindistan’ın kız çocukları için ilk kez okullar açan ve Hindistan’da modern feminist hareketi başlatan ilk sosyal devrimcilerdendi. Kadınların toplumdaki konumu önünde bir engel olarak gördüğü çeyiz uygulamasının cinsiyet eşitsizliğini güçlendirdiğine, kadınlara meta muamelesi yaptığına ve ataerkil normları sürdürdüğüne inanıyordu. Zira çeyiz uygulaması 1961 yılında yasaklanana kadar, geleneksel olarak gelinin ailesine önemli bir mali yük getiriyordu. Evlilik sırasında damat tarafına ciddi miktarda mali kaynaklar, hediyeler veya varlıklar sağlamaları beklenen gelin ailesi, mali olarak sömürüldüğünden borç ve yoksulluk döngüsüne sürükleniyordu. Savitribai Phule, çeyiz gibi baskıcı ve cinsiyetçi geleneklere meydan okumak için kadınların eğitimini ve güçlendirilmesini savunuyordu. Sosyal aktivizmiyle Hindistan'daki kadın hakları hareketlerinin ve sosyal reformun temellerinin atılmasında önemli bir rol oynadı.


ECEVİT'İN HAYRAN OLDUĞU DEVRİMCİ

Tagore, Britanya Krallığı’nın Hindistan’da kurduğu sömürgeci düzene karşı başkaldırının ilk kıvılcımlarını başlatan bir dönemin adamıydı. Bengalli şair ve sosyal devrimci Tagore, “Bengal rönesansı” olarak bilinen bu dönemin önde gelen düşünürlerindendi. 1913 yılında Asya’nın Nobel Ödülü kazanan ilk ismi oldu. Einstein’la sohbetleri, “Gerçekliğin Doğası Üzerine” başlığıyla derlendi ve yayınlandı. Edebi eserleri dünya çapında onlarca dile çevrildi. Ülkemizin eski başbakanlarından Bülent Ecevit, büyük bir Tagore hayranıydı ve şairin meşhur eseri Gitanjali’yi Türkçe’ye kazandırdı.


Tagore, her yıl dünya çapında sayısız etkinlikte anılır. Doğum yıldönümü ve Guru Purnima bayramının yanısıra, Tagore'un yaşamına ve öğretilerine saygıyı simgeleyen yaklaşık 165 kilometrelik bir hac yürüyüşü yapılır. Tüm dünyada gerçek bir guru sayılan Tagore, öğretmenlerle ilgili şöyle söylemiştir:

“Bir öğretmen, bizzat kendisine öğretmeye devam etmedikçe asla gerçekten öğretemez. Bir fener kendi alevini yakmaya devam etmedikçe bir diğerini asla yakamaz.”



3 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page