top of page

Aydınlanma ve Sağlık Omurgada

Sağlıklı, zinde, güçlü ve esnek bedenin sırrı...

Hatha Yoga, 1000 sene önce tanrıyla bağlantıya geçmek için alışılmadık yöntemler sunuyordu. Günümüzde ise sağlıklı bir omurga ve uzun bir ömür için verilen reçetelerden biri oldu. Sağlıklı, zinde, güçlü ve esnek bir beden için yoga tavsiye ediliyor. Oysaki 1000 sene önce beden yoga için araç olarak görülürdü. Şimdi ise beden nihai amaç. Tarihsel süreçteki bu değişime rağmen, omurga hâlâ hatha yoganın en önemli noktalarından biri.


KLASİK YOGA ÖĞRETİLERİ

Yoganın sadece meditasyondan ibaret olduğu, detaylı fiziksel uygulamaları kapsamadığı dönemde beden algısı çok farklıydı. Beden, adeta insanları fiziksel dünyanın çilelerine maruz bırakan bir kafes gibiydi. Dolayısıyla bu kafesten kurtulmak, yani özgürleşmek, ancak aydınlanmayla mümkündü. Aydınlanmaya giden yolların bir kısmını yoga öğretileri sunuyordu. Kişi, aydınlanmadığı sürece bedenin engelleriyle sınanacaktı: Yoganın felsefi okullarına göre bu engeller arasında hastalık, açlık, keder, zevk, öfke, yorgunluk, zihin, maddi mutluluk, yaşlılık, ölüm ve yeniden doğum gibi süreç ve haller vardı.


Düzenli ve istikrarlı meditasyon uygulaması ile bu engeller aşılabilir ve akabinde insanüstü bazı yeteneklere erişilebilirdi. Bu yetenekler, milattan sonraki ilk 400 sene içerisinde özellikle de Patanjali’nin Yogasutra metninde “siddhi” adıyla anıldı. İnsanüstü bu özellikler sanki “manevi yan etki” gibiydi. Meditasyonda başarılı olan kişi evrendeki her türlü bilgiye hakim olabilir, önceki yaşamlarına dair veri elde edebilir, fiziksel bedeninin doğal işleyişine hakim olup tersine çevirebilir, doğaya hükmedebilir, boyut veya beden değiştirebilirdi. Ancak bu kazanılmış yetiler de aydınlanma önünde engel sayılırdı. Kişinin bir sonraki mertebeye erişebilmesi için bunlardan da vazgeçmesi gerekiyordu.


FİZİKSEL YOGANIN İLK TOHUMLARI

Yogasutra’dan sonraki birkaç yüzyıl içerisinde bedenin taşıdığı anlam değişmeye başladı. Bunun sebebi, kurtuluşa erme yolunda farklı düşünce akımlarının ortaya çıkmasıydı. Günümüzdeki modern yoganın tüm fiziksel uygulamalarının temelini oluşturan “hatha yoga” işte bu dönemde, orta çağda köklendi. Hatha, “kuvvet” veya “kuvvetli” anlamına gelir. Hatha yoga metinlerinde geçen teknikler bir hayli zor olduğu ve hem fiziksel hem de manevi kuvvet gerektirdiği için, bu isim yerindeydi. Peki bu kuvvet, ne için kullanılırdı?


Hatha yogaya göre fiziksel bedene ait bir de enerji bedeni vardır. Bu enerji bedenindeki üç hayati güç, doğal akışında başın tepesinden ve göğüs bölgesinden aşağıya doğru hareket ederek omurganın kökünde bekler. Omurga hattındaki çakralar, bu hayati güçlerin en yoğun geçtiği trafo niteliğinde noktalardır. Hatha yoga, kişinin bu akışı yukarıya yönlendirmesi ve çakralara hükmetmesi için teknikler sunar. Tarihteki ilk teknikler beden mühürleri (mudra) ve beden kilitleridir (bandha). Ancak enerji bedenini yönlendirmeden önce fiziksel bedenin temizlenmesi ve hazır hale getirilmesi gerekir. Doğru beslenme ve uygulamaların yapılacağı ortamın hazırlığı önemlidir. Burun, mide ve bağırsak temizlikleri yapılmalı, farklı oturuşlarda beden hareketlerine hakim olunmalı, nefesi doğru yönlendirme ve kontrol etmeyi bilinmelidir. Tüm bunlar, yine meditasyona hazırlık içindir.


KUNDALİNİ VE TANRIYLA BİRLEŞME

Buddhizm’in yoga ile etkileşen akımlarının öncülerinden sayılan Matsyendranath adlı efsanevi guru, insanüstü güçler olan “siddhi”lere sahipti. Hatha yoganın ilk uygulayıcıları olan Nathlar, Matsyendranath’ın münzevi yaşayan müritleriydiler. Bu gruplar, mevcut yoga yöntemlerini geliştirerek ölümsüzlüğe ulaşma yollarını aradılar. Teknikleri, mevcut toplumsal düzene bir başkaldırı niteliğindeydi. Simya ve büyü gibi yolları izleyip, tabu sayılan davranışlarda bulunarak bilincin keyifle genişlemesini hedeflediler. Açılan bilinç sayesinde, aynı guru Matsyendranath gibi siddhilere erişecek ve en nihayetinde ölümsüz olacaklardı.


Metinlere göre, omurganın kökünde bekleyen kundalini enerjisini en alt çakradan en üst çakraya yönlendirmek, hatha yoganın nihai uygulamasıydı. Çöreklenmiş bir yılan gibi kuyruk sokumunda uyuyan kundalini, kuvvetli (hatha) yoga teknikleriyle yükseltilmeliydi. Kundalini başın tepesine ulaştığında tanrı Şiva ile birleşilir ve içgörü serbest bırakılırdı. 1800’lerin ortalarından itibaren, Hint coğrafyasındaki modernleşme sürecinde hatha yoganın bu mirası unutturulmaya çalışıldı ve yoga, sağlık ve spor alanında baştan yaratıldı.


OMURGA ÖNEMİNİ KORUYOR

Hatha yoganın sunduğu fiziksel yoga duruşları, 1400’lerden itibaren her geçen yüzyılda sayıca arttı. Oturuşlar, öne katlanmalar, geriye bükülmeler, omurga burguları, kol dengeleri, ters duruşlar… son altı yüzyılda hepsinden örnekler bulmak mümkün. Son dönemlerde bunlara ek olarak özellikle ayakta duruşlar, sırt üstü veya yüz üstü, sabit veya hareketli duruşlar eklendi. Hatha yoga metinleri duruşların aydınlanma hedeflerinin yanısıra, sağlık kazanmak, hastalıklardan kurtulmak, bedendeki zehiri veya pisliği atmak gibi faydalarından bahsetmeye başladı.


Modernleşme sürecinde ise Hint asıllı yoga üstatları tarafından tanrısal hedeflerden uzak ve daha seküler, kapsayıcı ve tıbbi bir yoga sistemi geliştirildi. Hint alt kıtasındaki farklı noktalarda çeşitli enstitüler kuruldu, yoga uygulamalarının beden üzerindeki faydaları testlere tâbi tutuldu. Yoga, yine manevi akımlardan tamamen soyutlanmadan, bir sağaltım sistemi halinde diğer coğrafyalara yayılmaya başladı.


Günümüzde skolyoz gibi omurga rahatsızlıklarının tedavisine destek olarak yoga sıklıkla önerilir. Diğer egzersiz türlerinden farklı olarak nefes, gevşeme ve meditasyon çalışmaları da her yoga çalışmasında mevcuttur. Yoga pozları belki artık tanrıyla birleştirmiyor, ama doğru uygulandığında omurga ve leğen kemiği çevresindeki kas gruplarını kuvvetlendirip rahatlatarak bedendeki ağrılardan kurtulmaya yardımcı oluyor.





5 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentários


bottom of page