Yoga en Formentera-68

Yiannis Andritsos

Yiannis Mukta Om ile kısa bir sohbet

(The Mindful Company)

Yiannis’in çocukluk hayali profesyonel bir futbolcu olmaktı. Ancak New York’ta okurken, şans eseri, Sri Dharma Mittra’nın posterine denk geldi ve hayatının akışı değişti. Bugün Yiannis bir yoga hocası; bir sporcu kadar atletizm gerektiren ancak odağı farklı olan bir iş. Odak noktası yürek ve zihin – sabır, merhamet ve anlayış, pratiğinin mihenk taşları. Bir yoga hocası, meditasyon uygulayıcısı ve benlik idraki yolunda kendini adamış bir yogi olarak, Yiannis’in hikayesi içsel dünyaya dair: Yiannis, zihnin iç ve dış dünyalarda olumlu değişimler yaratabileceğine inanıyor.

 

The Mindful Company (TMC): New York’a taşınmak istediğine karar verdiğin zaman neredeydin? 

Yiannis Mukta Om (YMO): O zamanlar Yunanistan’daydım ve New York’ta bir arkadaşım vardı. İlk başta sadece şehri görmek ve deneyimlemek için gittim. Kalmayı planlamıyordum, sadece ziyaret edecektim. İngilizce öğrenmek için bir okula gittim, zaten öğrenci vizesiyle oradaydım. Yani en başta, yogayı keşfetmeden önce, dil öğrenmek için okuldaydım.

TMC: Sri Dharma Mittra’yla nasıl tanıştın? 

YMO: Bir arkadaşım yogadan bahsetti ve bir stüdyoda dersler verildiğini söyledi. Ben de, ‘Tamam, bir deneyelim,’ diye düşündüm, çünkü insanlardan duyuyordum ki iyi bir şey. Gittim, derslere katıldım ve çok sevdim. Bir dersten sonra büyükçe bir poster gördüm, hocamın fotoğrafı vardı gençlik yıllarından. Kim olduğunu sordum ve arkadaşım orada (New York’ta) olduğunu söyledi. Ben de ziyarete gittim ve dersine katıldım. Yani böyle tanıdım (Dharma’yı): bir poster vasıtasıyla.

TMC: Neden kendini tamamen yogaya adamaya karar verdin? 

YMO: Çok doğal gelişti. O zaman bir şeyler arıyordum, sadece fiziksel değildi. (Yoga) derslerine katıldığım zaman, sıradan egzersizler gibi olmayan bir deneyim yaşıyordum. Fitness, spor, gym ve türevleriyle çok vakit geçirirdim eskiden. Yoga ile, içeriden gelen bir şeyler hissettim, çağrı gibi, hem kendi sağlığımı düzeltebileceğim hem de başkalarına yardımcı olabileceğim bir şeydi bu. Doğal bir şeydi benim için; çok, çok güzel bir dönüşüm gerçekleşmiş gibiydi.

TMC: Benlik idraki çalışmasından bize biraz daha bahseder misin? 

YMO: Benlik idraki yoga sisteminin içerisinde. Kendini başkalarının yerinde görebilme yeteneği. Kendini başkalarında görebilme. Bu, benlik idrakinin ilk adımı ve pratiği yapan kişi daha içsel ve sonsuz bir şeyin arayışında olduğu zaman – ve bunun sadece yogayla da ilgisi yok – gerçekleşmeye başlıyor. Doğal olarak gelen bir şey ve merhamet duygusuna yardımcı oluyor. Uygulayan kişinin aslında kim olduğuna, içinde yatan gerçek benliğine dair sezgi uyandırır. Kimileri için bu bir ömür sürer – kişiye göre değişir.

Hayat amacını, kişinin içindeki arzu olarak tarif edebiliriz. Sonsuz bir mutluluk getirir. Kişi ancak gerçek doğasının gereğini yerine getirdiği zaman mutlu olur. Bu olana kadar da çile çeker, acı duyar, ya da sıkılır; çünkü deneyimlediği mutluluk zamana tâbidir – zamanla gelir ve içsel değildir.

Benlik idrakini kelimelerle ifade etmek çok zor, çünkü bu bir halet-i ruhiyedir. Eşsiz bir şeydir ve bu pratiğe erişebilen kişiye aittir, kişiseldir. Ama inanıyorum ki hayattaki nihai amaç kim olduğunu idrak etmektir.

MC: Benlik İdraki pratiği herhangi bir dine bağlı mıdır?

YMO: Hayır, maneviyat gibi, dinin ötesindedir. Benlik idrakinin dinle veya yogayla ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Yogada öğrendiğin her şeyi ve benlik idraki sürecini, inandığın her şeye yönlendirebilirsin. Dinin ne olursa olsun bunun pratiğini yapabilirsin.

TMC: Öz-farkındalık gibi mi? 

YMO: Evet, birçok farklı şekilde ifade edilebilir.

TMC: Bir yoga hocası olarak öğrendiğin en büyük ders nedir? 

YMO: Sabır ve anlayış. Sabır gerçekten önemli, çünkü insanların ihtiyaçlarını ve kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmek için gereken kaliteyi oluşturmak zorundasın. İlerlemene yardımcı oluyor ve bu da halen öğrendiğim, çabaladığım bir şey. Ama söyleyebilirim ki (en büyük dersler) sabır, anlayış ve şefkat.

TMC: Neden sabrın bu kadar zor olduğunu düşünüyorsun? 

YMO: Çünkü şaşırmış bir toplumda yaşıyoruz. Ayrıca, erkenden teknolojiyle bir arada büyümeye başladık ve eğitim sistemimiz bizlere entelektüel bilgi veriyor, bu da içimizde kargaşa oluşturuyor. Günümüzde çok az insan doğayla iç içe bir hayat yaşıyor. Bu, insanda sıkıntı yaratıyor; sıkıntı da sabrın gelişmesine yardımcı olmuyor.

TMC: Dikkati dağıtan bir dünyada sabrımızı artırmak üzere bize biraz ipucu verebilir misin? 

YMO: Nefes, yardımcı olabilecek şeylerden biri. Farkına vararak nefes almak. Sıkıntı hissettiğinizi farkettiğiniz anda nefesinize geri dönersiniz. Zihin sürekli meşgul ve sürekli sıkıntılıdır; ama kendinizi nefesinize dönmek üzere eğitebilirsiniz.

Ve bir şey daha var: Doğayı gözlemle – eşya bizi nasıl kabulleniyor, nasıl doğa içerisinde devinim halinde. Bu aynı zamanda iyi bir ders de verir, çünkü doğanın devinimi insandan farklıdır.

TMC: Başarı senin için ne anlama gelir? 

YMO: Benim için başarı, içimizde yatan en derin arzularımızla alakalı. Maddi açıdan başarıya erişebilirsin ve bu da bir tür tatmin ve itibar getirebilir, ama benim için başarının daha derin bir anlamı var. Eşyayı farkedebilmek, anlayabilmek – gerçek başarı budur.

TMC: Başarı anlarını ne zaman hissedersin ve nasıl tarif edersin? 

YMO: Huzur ve ebedi mutluluk. Zihinden gelen bir şey, mutluluk, huzur, uyum gibi. Böyle tarif edebilirim. Her şeyle bir olma anları.

TMC: Kendinden şüphe etme halinin üstesinden nasıl gelinebilir? 

YMO: Tüm olumsuz inanışlar sadece zihnin dış yüzü. Üstadlardan, hocalardan ve elbette ki kadim metinlerden bilgi edinmeli. Kendinden şüphe etme ve olumsuzluk, basit benliğe, kişiliğe aittir; fazlasıyla rahatsızlık yaratır.

Ama bundan daha fazlası olduğunu bil. Zihnin tüm bu (olumsuz) yerlere gittiği zaman, farkına var ve sana ait bu kısmı da sahiplen. Savaşma (zorunda değilsin); genellikle bu şekilde ancak dönüştürebilirsin.

Veya sana ait olumlu özelliklerini sahiplenmene yardımcı olabilecek birisini bul. Bazen kendimizden şüphe duyduğumuzda başkalarından (başka varlıklardan) gelecek yardıma ihtiyaç duyarız. Herkes yardıma ihtiyaç duyar.

TMC: 20 yaşındaki haline ne söylerdin; o yaştayken neyi bilmeyi isterdin? 

YMO: Keşke yogayı daha erken öğrenseydim. Ama hocamın da yardımıyla, her şeyin mükemmel olduğunu anladım; her şey ilahi kurallara göre hareket ediyor. Sanıyorum ki yogayla o kadar erken yaşta tanışmamam gerekiyordu. Ama yapabilseydim, çok daha erken yogaya başlamak isterdim.

TMC: Başkalarında en çok değer verdiğin özellikler nelerdir? 

YMO: Alçakgönüllülük ve merhamete önem veririm. Yargılamayan, her şeye saygı ve sevgi besleyen, merhametli olan – burada benlik idraki yer bulabilir. Merhamet, benlik idrakine giden ilk basamaktır.

 

Yiannis Mukta Om, günümüzün en büyük yogilerinden biri olan  Sri Dharma Mittra ile 10 yıldan uzun bir süre, her gün çalıştı. Kendisi Dharma Yoga geleneğinin kıdemli hocalarından. Yılda en az bir kere İstanbul’a gelerek Dharmaji’den öğrendiği ve kendi içinde harmanladığı bilgisini bizlerle paylaşıyor; 14-15-16 Nisan’da YogaŞala Etiler’de dersler verecek. Detaylı bilgi için lütfen YogaŞala’nın web sitesini bu linkten ziyaret edin. 

 

Röportaj kaynağı: 

https://www.mindful-company.com/blogs/notebook/a-conversation-with-yiannis-mukta-om-yoga-master