Lotus çiçeği

Sādhanā

‘Yoga yapıyorum.’

‘Bugün yoga var.’

‘Yogadan çıktım.’

‘Yogaya geliyor musun?’


 

Yoga pratiğimiz varsa ve stüdyolara gidiyorsak sürekli duyarız bu cümleleri. Kastedilen şey çoğunlukla asana (duruş), pranayama (nefes teknikleriyle prananın kontrolü), ya da meditasyon (pratyahara, dharana, -nadiren de olsa- dhyana) pratiğidir: (sırasıyla) muhtelif duruşların belirli bir süre içerisinde bir eğitmen eşliğinde uygulanması; muhtelif nefes çalışmalarıyla yaşam enerjisi prananın yönlendirilmesi ve kontrolü; duyuların kontrolü, dış algıların kapatılması; iç algı üzerinde çalışmalar; (nadiren) adanma, Yüce Olan üzerine tefekkür. Bu pratikler Patanjali‘nin tanımladığı 8 basamaklı Raja Yoga‘nın 3., 4., 5., 6. ve 7. basamaklarıdır. 

Hindistan bölgesinden çıktığı andan itibaren yoganın uygulanışı ve algılanışı ekollere ve siyasi haritalar üzerindeki konumlara (ülkelere) göre çeşitlilik göstermekte. Eğitmen eşliğindeki uygulama zamanları genellikle ‘seans’ veya ‘ders’ olarak ifade edilir. Asana uygulayıcıları kendilerini ‘yogi/yogini‘ olarak tanımlamaktan çekinmezken; ‘öğretmen, usta, yol gösteren’ anlamına gelen ‘guru‘ kelimesi birçok kişinin yüreğine korku ve/veya şüphe salar. 

Henüz en basit terimlerin bile içerisinden çıkılamazken, bir de özellikle geleneksel ekollerde duyduğumuz ‘sādhanā‘ diye bir şey var. Peki bu sādhanā nedir?

Sādhanā, egonun ötesine geçmemize yardımcı olacak bir manevi uygulamadır; kelime anlamıyla ‘bir şeyi başarma/tamamlama yolu’dur.

Patanjali’nin Yoga Sutraları*’na yazdığı yorum bölümünde Iyengar, sādhanāyı şu şekilde anlatır: 

Sādhanā, bir hedefe giden yolda takip edilen disiplindir. Abhyāsa, gözlem ve tefekkür ile tekrar edilen pratiktir. Kriyā (veya eylem) da çalışma ve araştırmayla yapılan kusursuz uygulama anlamına gelir. Böylelikle, sādhanā, abhyāsa ve kriyā tek ve aynı anlamdadır. Bir sādhaka (veya uygulayıcı), manevi bir hedef yolunda aklı ve zekayı becerikli bir şekilde uygulamaya koyan kişidir.

Böylesi bir uygulama içerisinde olan kişiye sādhu (kadın ise sādhvi), sādhaka, veya yogi (kadın ise yogini) denir. Sādhanānın amacı, aydınlanma, Tanrı’ya duyulan saf sevgi, doğum ve ölüm döngüsünden (saṃsāra) özgürleşme (mokşa), gibi manevi idrakleri (spiritual realization) deneyimlemektir. Meditasyon, tespih ile mantra söylemek, adak adamak, vb. uygulamalar da sādhanā sayılabilir.

Peki, günlük yoga uygulamalarımızı sādhanā haline getirebilir miyiz? Her gün, aksatmadan, aynı yerde ve aynı saatte uyguladığımız takdirde, yoga pratiği sādhanā haline gelmeye başlar. Ama bu deneyimin derinleşmesi için ‘sādhanā kültürü’nün unutulmaması gerekir. Kendi imkan sınırlarımız içerisinde, bulunduğumuz ortamlara bunu nasıl uygularız?

Bazı ufak ‘kurallar’ ile, her asana uygulamasını (özellikle de grup çalışmalarında) sādhanāya çevirmek mümkün;

  1. Sessizlik. Gün içerisinde hem içeriden hem de dışarıdan birçok ses yüzünden zihin çoğu zaman ajite halde. Uygulamanıza başlamadan önce 5-10 dakika sessizlik içerisinde oturarak düşünce akışını kontrol etmeden gözlemlemek ve düşüncelerin farkına varmak sessizliğin yerleşmesine yardımcı olacaktır. Ders sırasında sınıf içerisindeki sessizliği korumak da grup dersleri sırasında çok önemli; eğer eğitmenle anlık bir şey paylaşmanız gerekirse (ağrı, soru, vb.) bu yarım dakikadan fazla sürmemeli ve mümkün olduğunca sessiz ve abartısız bir şekilde ifade edilmeli ki diğer katılımcıların dikkati size kaymasın.

  2. Sakinlik. Koşmaca şehir hayatında yoga seanslarına yetişmek kimileri için zor olabilir. Mekana geç bile varsanız, sakin kalmaya çalışın. Malzemelerinizi ses çıkarmadan ve başkalarının dikkatini dağıtmadan yerleştirin. Dersi veren eğitmene yeni geldiğinizi belli etmek istiyorsanız sadece göz göze gelmeniz yeterlidir; o anda konuşarak durumunuzu açıklamanız gerekmez, açıklama yapma gereği duyuyorsanız seansın sonunda ifade edebilirsiniz.

  3. İçsel huzur. Evet, çoğumuz bunu kazanmak için dersleri kovalıyoruz. Her ne kadar hocalar yol göstermek için orada bulunsa da, huzurun oluşmasına zemin hazırlayacak olanlar uygulayıcıların kendisi. Çalışmalar sırasında özellikle fiziksel açıdan rahatsız hissettiğiniz bir an olursa dinlenin. Dinlenmekten çekinmeyin. Asana uygulamaları aklı sakinleştirmek için yapılıyor; asanalar sırasında rahatsız ve huzursuz hissederseniz akıl daha fazla ajite olacaktır.

  4. Kararlılık. Herkesin beden ve zihin yapısı farklı; kimi beden daha kuvvetli, kimisi daha esnek, kiminin ciğer kapasitesi daha yüksek, kimi ise taklit yeteneği ile duruşları veya diğer çalışmaları muntazam bir şekilde tek denemede yapabilir. Akıl seviyesinde ise odaklanma, düşüncelere kapılıp uzaklaşma, vb. konularda da yine her birey diğerinden farklıdır. Zorlandığınız veya anlamadığınız, yapamadığınız anlar olduğunda etrafa bakın; kendinize yönelik suçlamalarda veya kıyaslamada bulunmak için değil, kapasitelerin farkına varabilmeniz için. Her bir kişiden yeni bir şey öğrenmeniz mümkün; hayatın her noktasında bu geçerli. O yüzden, çoğu zaman algılarınız kapalı olsun; ama takıldığınız anda kopya çekin. 🙂 Yapabileceğinize inanın. Kararlı olun; pes etmeyin.

  5. Dikkat. Eğitmen tarafından yapılan yönlendirmeler, duruşların ve nefes çalışmalarının gösterilmesi, uygulayıcıların işini kolaylaştırmak ve pratiklerini güvenli hale getirmek içindir. Yönlendirmelere iyi kulak verin; eğitmenin kendi üzerinde gösterdiği tekniklerin detaylı görsel anlatımlarını iyi gözlemleyin.

  6. Odaklanma. Duruşlara girdiğiniz anda veya nefes çalışması yapılırken, mümkün olan her fırsatta iç dünyanıza dönmeye çalışın. Dışarıya yönelik algılarınızı ne kadar kapatırsanız, içeriye yönelik gözlemleriniz o kadar kolaylaşacaktır. Bunun için gözlerinizi kapatabilirsiniz ya da gözlerinizi kapatmak sizi huzursuz ediyorsa yakınınızda dikkatinizi dağıtmayacak tek bir noktaya odaklanabilirsiniz. Gözlerinizi kapatmayı tercih ediyorsanız, odaklanma noktası olarak farklı alternatifler mevcut: nefeslere, iki kaşın arasına (üçüncü göz), belirli enerji merkezlerine (çakralar), nefesler ile bedende duruşun etkilediği farklı noktalara…

  7. Açık olmak. Dharmaji’nin en çok söylediği sözlerden biri olan ‘be receptive’ (açık olun), sürekli kendime hatırlattığım ve uygulamakta en çok zorlandığım şeylerden biri. Neye açık olabiliriz? Önerilere, yorumlara, örneklere, yönlendirmelere, itaat etmeye, dinlemeye… Bir derse girdiniz ve eğitmenin stili tamamen size ters çıktı. Sınıfı terk edebilirsiniz, ama gitmek istemiyorsunuz. Yaptığınız yoga uygulamasının iyi gelmesi gerekirken alıştığınız bir şey olmadığı için içinizden söylenmeye başladınız… Açık olun. Bakın bakalım bu hoca size neler katacak; olumlu veya olumsuz ne göreceksiniz. Ego içeriden, ‘ya ne işim var burada, keşke gelmeseydim, bu ne şimdi?’ diye susmadan eleştirmeye devam edecektir belki. Kendinizi fiziksel açıdan güvende hissetmediğiniz bir noktada güvene almaya çalışmanızı kastetmiyorum, öyle bir durum tamamen içgüdüsel korunma isteği uyandırabilir. Normaldir. Farklı bir içsel çatışmayı kastediyorum; çok fazla Tanrı vurgusu yapan bir eğitmen olabilir, çok zor duruşlar göstermekte ısrar eden bir eğitmen olabilir veya tamamen fitness tarzında ders verdiğini düşündüğünüz bir eğitmen olabilir. Size hitap etmeyen herhangi bir tarz… Yine de açık olun. Faydalarını özümsemeye çalışın. Eğer seansın size faydadan ziyade zarar verdiğini düşünüyorsanız, her zaman nazikçe salondan ayrılabileceğinizi unutmayın.

  8. Saygı. Grup dersi sırasında bir hoca eşliğinde çalışıldığı zaman en önemli noktalardan biri. Hocanın görevi, katılımcıları güvenli bir şekilde yönlendirmektir; grup dersine gelerek kendi pratiğinizi yapmanız öncelikle hocaya, daha sonra da diğer katılımcılara saygısızlıktır. Derin gevşemenin yarısında kalkarak gürültü içerisinde salonu terk etmek diğer katılımcıların dinlenme hakkını ellerinden almaktır. Özellikle grup derslerinde herkesin uyum içerisinde hareket etmeye dikkat etmesi gerekir; eğitmen bir şey çalıştırırken, tamamen başka bir çalışma yaparak kendinizi riske atmayın. Kendi pratiğinizi yapmak istiyorsanız ya ders öncesinde hoca ile görüşüp durumunuzu bildirin, ya da grup dersine katılmayın. Derin gevşemeye kalmak için vaktiniz yoksa yine hoca ile ders öncesinde görüşerek durumunuzu açıklayın ve diğer katılımcılar derin gevşemeye başlamadan önce sınıftan ayrılın. Grup derslerine katılan herkes eşit ayrıcalıklara sahip ve kimilerinin sizden daha çok bu pratiklere ve özellikle de gevşemeye ihtiyacı olabilir. Düşünceli olun. Yoganın ilk basamağı olan ahimsa (zarar vermeme) kuralını aklınızdan çıkarmayın.

* Iyengar, B.K.S. (1993: s. 22). Light on the Yoga Sūtras of Patañjali