http://yogendraphotography.blogspot.com.tr/

Akışına bırak

Bugüne kadar kaç tane plan yaptın, detaylarıyla çizdin kafanda, ama sonrası istediğin gibi sonuçlanmadığında kendini boşlukta buldun?
Bugüne kadar kaç kere ‘şu da olsun, ondan sonrası rahat’ dedin de, o olana kadar içten içe, farketmeden kendini tükettin ve olduktan sonra yine rahat edemedin?
Bugüne kadar insanlarla olan ilişkilerinde kaç kişiyi yönlendirmeye çalıştın da istediğin yöne gitmediklerinde onları suçladın, kendini üzdün, ilişkilerini zedeledin?
Oysa ki ipleri birazcık gevşettiğimizde her şeyin nasıl kendi yolunu bularak aktığını görebiliyoruz. Sadece bazen böyle yapmamız gerektiğini kabullenmesi zor olabiliyor.
İlişkilerimizde ipleri gevşetemememizin sebebi de ‘bağlılık’tan ziyade ‘bağımlılık’ değil mi aslında? Kendi hayatımızın kontrolü bile bizde değilken, başkalarını nasıl kontrol edebiliriz?
Bir arkadaşa, bir sevgiliye, hayatımızda etkili olan herhangi bir kişiye veya işe ‘bağımlı’ hale geldiğimiz zaman kendi içimizden kopararak o kişiye veya işe yönlendirdiğimiz duygularımızın bizi ne kadar yorduğunu farkedebiliyor muyuz acaba?
Hayatı akışına bırakmak, tüm sorumlulukları bir kenara atıp ‘sonuna dek özgürüm’ diyerek etrafımızdaki insanları, işlerimizi ve olan bitenleri hiçe saymak değil elbette.
Hayatı akışına bırakabilmek, yapmamız gerekenleri yapıp ‘tevekkül etmek’ olabilir ancak. Yaptığın işin, verdiğin sevginin veya fedakarlıkların karşılığını beklememek. Sonucu ne olursa olsun, yoluna devam etmek.


(17) Fakat sevinci Atman’da bulan, Atman’la kanaat eden şahıs için hiçbir amel yoktur. 

(18) O, yapılan hiçbir şeye veya yapılmayan hiçbir şeye ilgi duymadığı gibi, şahsi gayeleri uğruna hiçbir şeye bel bağlamasına da gerek yoktur. 

(19) Dolayısıyla, yapmak zorunda olduğunuz işi daima bağlılık kespetmeden ifa edin; zira, bağlılık kespetmeden amel ifa etmek suretiyle, insan En Yüce’ye erer. 

(Bhagavad Gita, 3. Bölüm)